Banka kasasındaki 100 yıllık bavuldan servet çıktı: Eşi benzeri yok

Img

Habsburg hanedanının torunları, Kanada’daki bir banka kasasında neredeyse bir asırdır saklanan karton bavulu açarak 137,27 karatlık tarihi Floransa Elması’na ulaştı. Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana kayıp kabul edilen ve akıbeti tartışılan efsanevi mücevherin varlığı resmen doğrulandı.

MÜCEVHER BAVULA NASIL GİRDİ VE NASIL SAKLANDI?

İmparatoriçe Zita, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi rejiminden kaçarak sekiz çocuğuyla birlikte Kanada’nın Quebec kentine yerleşti. Kraliyet mücevherlerini yanında taşıyan İmparatoriçe, içeriğini kimseye bildirmeden bavulu bir banka kasasına emanet etti.

Konumu yalnızca iki oğluna bildiren Zita, hazinenin İmparator Charles’ın 1922’deki ölümünden itibaren yüz yıl boyunca gizli tutulmasını talimatlandırdı. Aile torunları, 2025 yılında kasayı açarak tarihi parçaları gün yüzüne çıkardı. Avusturyalı kuyumcu Christoph Köchert tarafından yapılan incelemelerde, 137,27 karatlık soluk sarı renkli ve dokuz kenarlı çift gül kesim elmasın orijinalliği doğrulandı.

TARİHİ MÜCEVHERİN GEÇMİŞİ NEREYE DAYANIYOR?

Floransa Elması’nın kayıtlı tarihi İtalyan Rönesansı’na ve Medici ailesine kadar uzanıyor. Taş, 1745 yılında Kutsal Roma İmparatoru Franz Stephen’ın tacını süsleyerek Habsburg hanedanının mülkiyetine geçti.

Birinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği 1918 yılında İsviçre’ye taşınan elmas, bu tarihten sonra resmi kayıtlardan silindi. Açılan bavulda elmasın yanı sıra Altın Post Nişanı, değerli taşlarla süslü şapka iğneleri ve tarihi fiyonklar da tespit edildi.

MÜLKYET TARTIŞMASI NASIL ŞEKİLLENECEK?

Karl von Habsburg-Lothringen, ailesine sığınak sağlayan Kanada halkına şükran göstergesi olarak mücevherlerin ilk olarak bir Kanada müzesinde sergileneceğini açıkladı. Serginin ardından parçaların depoya kaldırılması planlanıyor.

Avusturyalı yetkililer ise tarihi hazinenin mülkiyet hakkını incelemeye aldı. Mücevherlerin özel bir vakfa mı ait olduğu yoksa ulusal miras kapsamında mı değerlendirileceği konusu hukuki süreçle netleşecek.

 

yok

Author: Emre Kurt